severek ayrilmak
Salı, Ağustos 31st, 2010
| WwW.AskGunesiM.Com |
| Sohbet, Muhabbet, Ask, Gırgır, paylasım, sevıyeli arkadaslik, vs. |


İnan korkuyorum sana bağlanmaktan
Bir adım bile yaklaşmaktan
Aşkına kul köle şad olmaktan yandı her yanım
Korkuyorum sana bağlanmaktan
Bir adım bile yaklaşmaktan
Aşkın en deli haliyle ben tutmuşum elinden
İnan korkuyorum sana bağlanmaktan
Bir adım bile yaklaşmaktan
Aşkına kul köle şad olmaktan yandı her yanım
Aşk adına geldim kapına
Bırak nazını mazını gel yanıma
Aşka inat ben bir başıma
Mecburum kapıldım yoluna
Ben senin gözlerindeki gizemli bakışlarına tutuldum
Sen benim düşlerimdeki son hayalim son umudumsun
Ben aşkın en derindeki en koyu rengini seviyorum
Sen eski günlerindeki aşkı sevdayı arıyorsun
Korkuyorum sana bağlanmaktan
Bir adım bile yaklaşmaktan
Aşkın en deli haliyle ben tutmuşum elinden
İnan korkuyorum sana bağlanmaktan
Bir adım bile yaklaşmaktan
Aşkına kul köle şad olmaktan yandı her yanım
Aşk adına geldim kapına
Bırak nazını mazını gel yanıma
Aşka inat ben bir başıma
Mecburum kapıldım yoluna
Ben senin gözlerinde ki gizemli bakışlarına tutuldum
Sen benim düşlerimde ki son hayalim son umudumsun
Ben aşkın en derinde ki en koyu rengini seviyorum
Sen eski günlerinde ki aşkı sevdayı arıyorsun
| Sevgi Nedir Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız.
“Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister. “Sevmek” ise bundan çok farklıdır… Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!. Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!. Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler! Beğenen sahip olmak ister… Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!.. Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!.. Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir… Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı… Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!… Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler… Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu!.. “Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!… Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi… Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!. Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!.. Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!. Bunun aşk olduğunu!.. Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar!.. Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “aşık” olmak için!.. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler!..
|
camlara çarpıyor yağmur
Ve bin yıl ötede
Acıdan katılaşmış
-Ağır kayaların arasında sessizce uyuyan
Ve uyandırılmayı hiç ummayan-
Bir dağ adamı
Sonsuzluğu özlüyor
Farkına varmadan
Bütün perdeler ağır
Bütün camlar karanlık
Bu evleri arıtamaz yağmur
Dışarıya
Hiç ışık sızdırmıyor
Öylesine korkmuş
Öylesine güvensiz ki aşklarımız
Bütün geceler
Yağsa da yağmur
Arınamıyor
Gece yatağımıza uzandığımızda
Başımızı dayadığımızda karanlığa
Sestir, müziktir, çağrıdır yağmur
Yağmurda yıkanan rüzgar
Tozlanmış yüreklerimize
Ulaşamıyor
seni seviyorum derken
ogözlerindeki ifadeye
hasret kaldım
dudaklarından dökülen
o güzel sözlerine
hasret kaldım
bana bakarken
ışıldayan gözlerine
hasret kaldım
o güzel gülümsemene
hasret kaldım
SENİ GÖRMEDİM
GÖREMEDİM
VE SANA
[...]
KAHPE ALEM AYRILIK GÖRSÜN
Görünürlerde bir bayram sabahı arardım,
Kalbi kırık arzularım dolanırdı ayağıma,
Dur demesini bilmeyen kelimeler konuşurdu hep,
Tıpkı sev demesini bilmeyeb gönüller gibi…
Yüreğimde tekerrür ederdi cam kırığı bakışların,
Papucumdaki yarıktan utanmazdım, yüreğimdeki yırtıktan utandığım kadar,
Birtek bu acıtırdı kaldırım taşı kalbimi, birde zamansız gidişlerin..
Meltem eserdi dudaklarından yüreğime,
Ellerimi semaya kaldırıp dua edersem Allah’a
Bil ki duam sensin seni isterim
Ölmezde çıkar isem sensiz sabaha
Gelmediğin her an yaş döker gözlerim
Ölümden de mi korkmazsın be hey zalim
Yoktur kalmadı ölüm ecel sanki halim
Ecelim olmadan gel tükenmeden dermanım
Gelmediğin her an yaş döker gözlerim
geceleri yakıp döneceğim ben sana,
seni gecelerde aradım yoksun,
en iyisi artık, geceler sussun,
ben, söz isteyip konuşayım artık,
ben mi geceleri yaktım,geceler mi beni bilinmez,
baş, koydum bu yola artık geri dönülmez,
gecelerden, artık haber gelmez,
senden ricam, geceleri yakıp bana gel olur mu?
DİLARA SOMUNSU
Sarhoşunum…
Ne beni aydıracak bir düş görebiliyorum
Nede uykumdan uyanabiliyorum…
Ve zaman şarapla aynı etkiyi gösteriyor;
Dilimdeki türküye,
Yüreğimdeki hasrete,
Bendeki sana…
Seni düşünmek;
Dakikaların mısralara
Kederin mutluluğa
Kaderin umuda dönüşmesidir…
dönüp baksana geçmişimize
nerde o günler nerde sevgimiz
şimdi bana kalan sadece sana akan bir kalp
dünya yıkılsa bile sen benim için
ama değmez işde
beni zincirledikten sonra kalbine
verdin anahtarları ellerime
şimdi kaçabilecek miyim kurtulabileck miyim kopabilecek miyim?
hadi söyle
gecenin sesizliğinde
haykırıyorum yine sensizliğe
ruhum çığlıklar içindeyken bile
ben yine seni düşünüyorum seni diliyorum(devamı war arkadaslar)
[...]
ben o eşsiz ela gözlerini sevdim
gözlerin gözlerime değdiğinde
içimde yanan alevi…
bir ateş bir güneş gibi
yakmanı sevdim…
seni diledim hep gecelerce
sen yoksan o güneşin ne anlamı var dedim
bekledim…
kapkaranlık gözlerinde kaybolmayı bekledim
bazen kızgın bir aşık
bazen herşeyini bana adamış bir sevgili
benimdin…
bir ellerin
bir gün kara toprağım olsan da
yinede hep benimdin…
Güneş senle sakin, sen gidince yakar,
Kalbimdeki boşluk senin özleminle dolar,
Allahtan tek bir isteğim var,
Sen hep benimle kal…
Dünya sen olunca canlı,
Seninle birlikte olmak, çok heyecanlı,
Sensin hayatımın tek anlamı,
Sen hep benimle kal…