Sohbet Girişi

Nickinizi yazınız

Google’De Ara
Eğitimle ilgili haberler
Günlük burçlar
Günlük Burç
Borsa, Döviz (Dolar ve Euro) ve Altın fiyatlarını
Gezeteler
Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Archive for the ‘DuyGusal’ Category

severek ayrilmak

Salı, Ağustos 31st, 2010

bugün çocuk olmak istiyorum

Salı, Ağustos 31st, 2010

bugün çocuk olmak istiyorum.
öylesine nedensiz ve
neden istediğim sorulmadan
yaramazlıklarımla oynamak istiyorum…

gülmek… sınırsız gülmek durmadan
ve yorulmadan
aşağılara koşmak
koşarken düşmek, düşerken de
düş kurmak istiyorum……

merhamet;
parçalanan dizlerimi saran
annem olsun istiyorum…

yasaklı bakışları dondurup
her sevdiğim şeyin
kucağına atmak istiyorum kendimi.

hareketli sevecen
kurallara uymadan komşu zili çalıp ,
uzaklara kaçmak istiyorum…

ayıplarmı osman amca beni
kovalarmı yine ardımdan
şen kahkahalarıma aldırmadan
yakalarmı cılız saçlarımdan

ben şaka yapmak istiyorum…

renkli balonlarla değil
gökkuşağıyla oynamak
yıldız ağaçlarına dalıp
rızasız komşunun
gül kokan dikenli bağından
umut aşırmak istiyorum…

şans toplamak istiyorum parasız
aldığım her sakızın parlak kağıdından…

sonra akıp inançlarımın
garip diyarlarına
masum olmak saf olmak istiyorum.

saf saf meleklere karışmak
kanat takmadan beyazlara ulaşmak
çocuk ellerinde uçurtma olmak istiyorum

ben
hicreti gökyüzünde yaşamak istiyorum

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010

image

SEVGİ NEDİR

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010
Akşamlardan, gecelerden,senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün,
birdenbire çıkıp gelmesen…
(b.s.ö.s 14 haziran2006)Gemiler yaptım, kağıt gemiler
Sevdamı yükledim herbirine
Attım denize.
Denizler,
Denizler sesimi bilirler.
Söyledim, kağıt gemilerimi
Sana getirecekler. (burak boyacı/’97)Sabahları seviyorum,
insanları seviyorum,
filmleri ,şarkıları , kitapları,sıcak ekmeği, kalabalık sofraları,çikolatayı, minicik bebekleri,
rüzgarda yaprak olmayı,
geceleri yıldız olmayı,
yaz gecesinde yağmur olmayı sevdim…
Ve en çokta seni sevdim,
Hep yokluğunda…
(b.s.ö.s 04.mayıs.2005)

Sen,
Solgun baharlardaki mavi yağmurum,
Akşam kızıllığında yorgun gölgem,
Kış ayazında yaz güneşimsin.
Bulutlardaki saklı düşlerim,
Her günün sonunda özlediğimsin.
Yüzün kadar temizdir kalbin,
Hangi sevgi alabilir yerini?
Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor,
Sensizlik ölüm kadar acı…
(b.s.ö.s 05.mayıs.2005)

Sen, kalbime giren bir sevda kurşunusun,
Seni, ya orada bırakacaklar,
Ya da, çıkarırken canımı alacaklar aşkım…

Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim
Dualarım sana gözbebeğim benim
Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim
Sen benimsin ben de senin
Sonsuza kadar yemin ederim

Yaşadığım her an
Seni özlemeye itiyor beni
Ağır geliyor yokluğun
Beklediğimsin, özlediğimsin, özlemimsin…

Hasretinle dağları deleceğim
Bu aşkla kendime geleceğim
Bir ömrüm daha olsa inan
Yine bir tek seni seveceğim

Adını kalbime aşkla süsledim,
Yıllar yılı bir tek seni düşledim,
Bilmem ki nasıl bir günah işledim,
Selamın geliyor sen gelmiyorsun…

Yedi ayrı iklimden,
Yedi çeşit arı getirseler,
Yedi çeşit arı,
Yedi ayrı çiçeği dolaşsa,
Yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz…

sen
hala
anılarımın
en
beyaz
yanısın
sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın
yarısısın
sen sağanakla gelen sabahlarda
çok eski bir şarkının adısın…

Sen yemeğimin tuzu, yüreğimin buzu, anasının en güzel kızı… Sen kalbimde en tatlı sızı, sen bütün varlığımın sevimli hırsızı… Sen sevdikçe sevilesi, övdükçe övülesi, öptükçe öpülesi, aşık oldukça olunacak aşkımsın

Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır…

Ne zaman tutsam ellerini,
Gözlerimin önünden mevsimler geçer,
Ne zaman gözlerin gözlerime değse,
Samanyolu’nda bir yıldız düşer…

Sıkıntı çekecek kadar gücüm acı çekecek kadar sabrım kalmasa da Seni sevecek kadar kalbim her zaman vardır.
Hani dağlarda dört mevsim erimeyen kar olur ya;
yokluğunda yüreğimden eksilmeyensin sevgi…

Çarşıda kaybolan çocuğun elinde soğuyan anne sıcaklığı hızıyla ayrıldın benden,
Oysa ben çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile ayrı kalamam senden…

Hayatta üç şeyi sevdim;
Seni,
Kalbimi,
Ümit etmeyi…
Seni sevdim sensin diye, kalbimi sevdim seni sevdi diye,
Ümit etmeyi sevdim belki seversin diye…

Bir gece titreyerek uyanırsan
Bil ki resmini öptüğüm andır…
Bir gün yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden
Bil ki bir tanem yokluğundan öldüğüm andır.

Aşkınla sararıp solacak kadar
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
Seviyorum desem inanır mısın?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bir Büyük Sır Söyleyeceğim Sana

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010

Bir Büyük Sır Söyleyeceğim Sana

Bir büyük sır söyleyeceğim sana Zaman sensin
Kadındır zaman sevilmek özlemi duyar
Aşıklar eteğinde otursun ister
Bozulacak bir entaridir zaman
Perçemdir sonsuz
Taranmış
Bir aynadır buğulanan buğuları dağılan
soluklarla
Zaman sensin uyuyan uyandığım şafakta
Sensin bıçak gibi geçen boynumu
Geçmek bilmeyen zamanın işkencesi oy
Mavi damarlardaki kan gibi durmuş zamanın
işkencesi oy
Hep doyumsuz arzudan daha da beterdir bu
Daha da beterdir bu
Sen odada yürürken gözlerin susuzluğundan
Korkarım hep bozulur diye büyü
Daha da beterdir bu senle yabancılaşmaktan
Başın
Kaçak dışarda ve yüreğin başka bir çağda oluşu
Sözcükler ne ağır Tanrım anlatırken bunları
Arzunun ötesinde erişilmez yerlerde bugün aşkım
Sen şakağımda vuran duvar saatisin
Sen solumazsan eğer ben boğulurum
Duraksar ve tenime konar adımın

Bir büyük sır söyleyeceğim sana Dudağımdaki
Her söz dilenen bir yoksulluktur
Bir yoksulluktur ellerin için bakışında kararan
bir şeydir
Bundandır sana sık sık seni seviyorum demem
Boynuna takacağın bir tümcenin saydam
kristalinden yoksunum
Şu sıradan sözlerimi hor görme Onlar
sade bir sudur ateşte o sevimsiz gürültüleri
yapan

Bir büyük sır söyleceğim sana Beceremem ben
Sana benzer zamandan sözetmeyi
Senden sözetmeyi beceremem ben
İnsanlar vardır hani istasyonlarda
El sallayan tren kalktıktan sonra
Yani ağırlığıyla göz yaşlarının
Kolları yana düşer onlara benzerim ben.
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Korkuyorum
senden
Korkuyorum ikindilerde seni pencerelere götüren
şeyden
Korkuyorum davranışlarından söylenmedik
sözcüklerden
Hızlı ve usul geçen zamandan korkuyorum
senden
Bir büyük sır söyleyeceğim sana kapıları ört
Ölmek sevmekten daha kolaydır
Bundandır yaşamanın sancılarına yönelmem
Sevgilim.

Aşk benim hiç Senim olmamış

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010
Aşk benim hiç Senim olmamış
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış

Sen Aşk Nedir Bilir Misin?

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010

Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen.

Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe sacar senin yaşamına. En yorgun oldugun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır .

Onu görmeden gelen bir gece  ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz,  kalakalmışsındır ondaki  o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cedaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın? 

Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama  artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da.  Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır. 

Mavi PRENS

aşka_dair resimleri

Çiçeğin Suya Aşkı

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur.  İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey su” diye… Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur. 

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba “Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya “Seni seviyorum der. Su, “Ben de seni seviyorum” der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine “Seni seviyorum” der. Su, yine “Ben de” der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler… Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya “Seni seviyorum.” der. Su da ona “Söyledim ya ben de seni seviyorum.” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer.

Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine… Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; “Seni ben, gerçekten seviyorum.” Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye…

Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: “Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez.” Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: “Çiçeğin bir hastalığı yok dostum… Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum” demek yetmemektedir.

güvencinler_aşk resimleri

HÜZÜN

Pazartesi, Ağustos 30th, 2010

bugün günlerden hüzün
yer hüzün ülkesi
intiharda bileniyor duygular
hüzünlü bir karanlığa

dolaşıyorum gelişigüzel
ayağımın altında dallar eziliyor
hüzün kırılıyor yalnızca

hüzün alıp
hüzün satıyorum
kazancım hüzün
kaybım da

gül uzatıyor küçük bir kız
:
“al bunlar en güzelleri
adları hüzün çiçeği
hüzün kokarlar aynen
hüzünlü gönlün gibi…”

ağaç olsam
hüzün dökülüyor yapraklarımdan
yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme
bıraksam kendimi kaçsam oradan

Dolunay Bir dolunay ertesi tanıştım
Esrarengiz gözlerin sahibiyle
Hep dolunaylı gecede nefret ettim
Esrarengiz gözlüden
Hep dolunay ertesi nefretimi dile getirdim
Esrarengiz gözlüye
Bir dolunaylı gecede anlattılar
Esrarengiz gözlüyü
Bir dolunay ertesi varlığını fark ettim
Esrarengiz gözlünün
Bir dolunay gecesi merağım yoğunlaştı,
Esrarengiz gözlü üstünde
Bir dolunay ertesi hep bir adım arkamda hissettim
Esrarengiz gözlüyü
Birdolunay gecesi nefretimin ateşi söndü
Esrarengiz gözlüyü için
Bir dolunay ertesi yüregimde bir ilgi filizlendi
Esrarengiz gözlüye
Bir dolunay gecesi birlikte adımladık şehri
Esrarengiz gözlüyle
Bir dolunay ertesi endişeyi hüznü tattım
Esrarengiz gözlüyle
Bir dolunay gecesi ayrılmaktan korktum
Esrarengiz gözlüden
Bir dolunay ertesi mutluluktu kavuşmak
Esrarengiz gözlüye
Bir dolunay gecesi karar verildi ebedi beraberliğe
Esrarengiz gözlüyle
Bir dolunay ertesi yaşanacakların korkusu
Altında ezilerek kaçtım
Esrarengiz gözlüyle
 
DJ_ORKUNN 

yok olası hüzün koşuyor ardımdan!


……….. devamı >>

Siir Siirler

Cumartesi, Temmuz 10th, 2010

geceleri yakıp

geceleri yakıp döneceğim ben sana,
seni gecelerde aradım yoksun,
en iyisi artık, geceler sussun,
ben, söz isteyip konuşayım artık,
ben mi geceleri yaktım,geceler mi beni bilinmez,
baş, koydum bu yola artık geri dönülmez,
gecelerden, artık haber gelmez,
senden ricam, geceleri yakıp bana gel olur mu?
DİLARA SOMUNSU

Sarhoşunum…
Ne beni aydıracak bir düş görebiliyorum
Nede uykumdan uyanabiliyorum…
Ve zaman şarapla aynı etkiyi gösteriyor;
Dilimdeki türküye,
Yüreğimdeki hasrete,
Bendeki sana…
Seni düşünmek;
Dakikaların mısralara
Kederin mutluluğa
Kaderin umuda dönüşmesidir…

dönüp baksana geçmişimize
nerde o günler nerde sevgimiz
şimdi bana kalan sadece sana akan bir kalp
dünya yıkılsa bile sen benim için
ama değmez işde
beni zincirledikten sonra kalbine
verdin anahtarları ellerime
şimdi kaçabilecek miyim kurtulabileck miyim kopabilecek miyim?
hadi söyle
gecenin sesizliğinde
haykırıyorum yine sensizliğe
ruhum çığlıklar içindeyken bile
ben yine seni düşünüyorum seni diliyorum(devamı war arkadaslar)
[...]

ben o eşsiz ela gözlerini sevdim
gözlerin gözlerime değdiğinde
içimde yanan alevi…
bir ateş bir güneş gibi
yakmanı sevdim…
seni diledim hep gecelerce
sen yoksan o güneşin ne anlamı var dedim
bekledim…
kapkaranlık gözlerinde kaybolmayı bekledim
bazen kızgın bir aşık
bazen herşeyini bana adamış bir sevgili
benimdin…
bir ellerin
bir gün kara toprağım olsan da
yinede hep benimdin…

Güneş senle sakin, sen gidince yakar,
Kalbimdeki boşluk senin özleminle dolar,
Allahtan tek bir isteğim var,
Sen hep benimle kal…
Dünya sen olunca canlı,
Seninle birlikte olmak, çok heyecanlı,
Sensin hayatımın tek anlamı,
Sen hep benimle kal…