severek ayrilmak
Salı, Ağustos 31st, 2010
| WwW.AskGunesiM.Com |
| Sohbet, Muhabbet, Ask, Gırgır, paylasım, sevıyeli arkadaslik, vs. |

bugün çocuk olmak istiyorum.
öylesine nedensiz ve
neden istediğim sorulmadan
yaramazlıklarımla oynamak istiyorum…
gülmek… sınırsız gülmek durmadan
ve yorulmadan
aşağılara koşmak
koşarken düşmek, düşerken de
düş kurmak istiyorum……
merhamet;
parçalanan dizlerimi saran
annem olsun istiyorum…
yasaklı bakışları dondurup
her sevdiğim şeyin
kucağına atmak istiyorum kendimi.
hareketli sevecen
kurallara uymadan komşu zili çalıp ,
uzaklara kaçmak istiyorum…
ayıplarmı osman amca beni
kovalarmı yine ardımdan
şen kahkahalarıma aldırmadan
yakalarmı cılız saçlarımdan
ben şaka yapmak istiyorum…
renkli balonlarla değil
gökkuşağıyla oynamak
yıldız ağaçlarına dalıp
rızasız komşunun
gül kokan dikenli bağından
umut aşırmak istiyorum…
şans toplamak istiyorum parasız
aldığım her sakızın parlak kağıdından…
sonra akıp inançlarımın
garip diyarlarına
masum olmak saf olmak istiyorum.
saf saf meleklere karışmak
kanat takmadan beyazlara ulaşmak
çocuk ellerinde uçurtma olmak istiyorum
ben
hicreti gökyüzünde yaşamak istiyorum
| Akşamlardan, gecelerden,senden uzağım Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen Durgun sular gibi azalacağım Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen… (b.s.ö.s 14 haziran2006)Gemiler yaptım, kağıt gemiler Sevdamı yükledim herbirine Attım denize. Denizler, Denizler sesimi bilirler. Söyledim, kağıt gemilerimi Sana getirecekler. (burak boyacı/’97)Sabahları seviyorum, insanları seviyorum, filmleri ,şarkıları , kitapları,sıcak ekmeği, kalabalık sofraları,çikolatayı, minicik bebekleri, rüzgarda yaprak olmayı, geceleri yıldız olmayı, yaz gecesinde yağmur olmayı sevdim… Ve en çokta seni sevdim, Hep yokluğunda… (b.s.ö.s 04.mayıs.2005) Sen, Sen, kalbime giren bir sevda kurşunusun, Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim Yaşadığım her an Hasretinle dağları deleceğim Adını kalbime aşkla süsledim, Yedi ayrı iklimden, sen Sen yemeğimin tuzu, yüreğimin buzu, anasının en güzel kızı… Sen kalbimde en tatlı sızı, sen bütün varlığımın sevimli hırsızı… Sen sevdikçe sevilesi, övdükçe övülesi, öptükçe öpülesi, aşık oldukça olunacak aşkımsın Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır… Ne zaman tutsam ellerini, Sıkıntı çekecek kadar gücüm acı çekecek kadar sabrım kalmasa da Seni sevecek kadar kalbim her zaman vardır. Çarşıda kaybolan çocuğun elinde soğuyan anne sıcaklığı hızıyla ayrıldın benden, Hayatta üç şeyi sevdim; Bir gece titreyerek uyanırsan Aşkınla sararıp solacak kadar
|
||||||
|
||||||
Bir Büyük Sır Söyleyeceğim Sana
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Zaman sensin
Kadındır zaman sevilmek özlemi duyar
Aşıklar eteğinde otursun ister
Bozulacak bir entaridir zaman
Perçemdir sonsuz
Taranmış
Bir aynadır buğulanan buğuları dağılan
soluklarla
Zaman sensin uyuyan uyandığım şafakta
Sensin bıçak gibi geçen boynumu
Geçmek bilmeyen zamanın işkencesi oy
Mavi damarlardaki kan gibi durmuş zamanın
işkencesi oy
Hep doyumsuz arzudan daha da beterdir bu
Daha da beterdir bu
Sen odada yürürken gözlerin susuzluğundan
Korkarım hep bozulur diye büyü
Daha da beterdir bu senle yabancılaşmaktan
Başın
Kaçak dışarda ve yüreğin başka bir çağda oluşu
Sözcükler ne ağır Tanrım anlatırken bunları
Arzunun ötesinde erişilmez yerlerde bugün aşkım
Sen şakağımda vuran duvar saatisin
Sen solumazsan eğer ben boğulurum
Duraksar ve tenime konar adımın
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Dudağımdaki
Her söz dilenen bir yoksulluktur
Bir yoksulluktur ellerin için bakışında kararan
bir şeydir
Bundandır sana sık sık seni seviyorum demem
Boynuna takacağın bir tümcenin saydam
kristalinden yoksunum
Şu sıradan sözlerimi hor görme Onlar
sade bir sudur ateşte o sevimsiz gürültüleri
yapan
Bir büyük sır söyleceğim sana Beceremem ben
Sana benzer zamandan sözetmeyi
Senden sözetmeyi beceremem ben
İnsanlar vardır hani istasyonlarda
El sallayan tren kalktıktan sonra
Yani ağırlığıyla göz yaşlarının
Kolları yana düşer onlara benzerim ben.
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Korkuyorum
senden
Korkuyorum ikindilerde seni pencerelere götüren
şeyden
Korkuyorum davranışlarından söylenmedik
sözcüklerden
Hızlı ve usul geçen zamandan korkuyorum
senden
Bir büyük sır söyleyeceğim sana kapıları ört
Ölmek sevmekten daha kolaydır
Bundandır yaşamanın sancılarına yönelmem
Sevgilim.
|
|
|
| Aşk benim hiç Senim olmamış | |
| Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış |
Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen.
Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe sacar senin yaşamına. En yorgun oldugun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır .
Onu görmeden gelen bir gece ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz, kalakalmışsındır ondaki o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cedaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın?
Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da. Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır.
Mavi PRENS
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey su” diye… Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba “Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya “Seni seviyorum der. Su, “Ben de seni seviyorum” der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine “Seni seviyorum” der. Su, yine “Ben de” der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler… Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya “Seni seviyorum.” der. Su da ona “Söyledim ya ben de seni seviyorum.” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer.
Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine… Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; “Seni ben, gerçekten seviyorum.” Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye…
Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: “Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez.” Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: “Çiçeğin bir hastalığı yok dostum… Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum” demek yetmemektedir.
bugün günlerden hüzün
yer hüzün ülkesi
intiharda bileniyor duygular
hüzünlü bir karanlığa
dolaşıyorum gelişigüzel
ayağımın altında dallar eziliyor
hüzün kırılıyor yalnızca
hüzün alıp
hüzün satıyorum
kazancım hüzün
kaybım da
gül uzatıyor küçük bir kız
:
“al bunlar en güzelleri
adları hüzün çiçeği
hüzün kokarlar aynen
hüzünlü gönlün gibi…”
ağaç olsam
hüzün dökülüyor yapraklarımdan
yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme
bıraksam kendimi kaçsam oradan
|
yok olası hüzün koşuyor ardımdan!
……….. devamı >>
geceleri yakıp döneceğim ben sana,
seni gecelerde aradım yoksun,
en iyisi artık, geceler sussun,
ben, söz isteyip konuşayım artık,
ben mi geceleri yaktım,geceler mi beni bilinmez,
baş, koydum bu yola artık geri dönülmez,
gecelerden, artık haber gelmez,
senden ricam, geceleri yakıp bana gel olur mu?
DİLARA SOMUNSU
Sarhoşunum…
Ne beni aydıracak bir düş görebiliyorum
Nede uykumdan uyanabiliyorum…
Ve zaman şarapla aynı etkiyi gösteriyor;
Dilimdeki türküye,
Yüreğimdeki hasrete,
Bendeki sana…
Seni düşünmek;
Dakikaların mısralara
Kederin mutluluğa
Kaderin umuda dönüşmesidir…
dönüp baksana geçmişimize
nerde o günler nerde sevgimiz
şimdi bana kalan sadece sana akan bir kalp
dünya yıkılsa bile sen benim için
ama değmez işde
beni zincirledikten sonra kalbine
verdin anahtarları ellerime
şimdi kaçabilecek miyim kurtulabileck miyim kopabilecek miyim?
hadi söyle
gecenin sesizliğinde
haykırıyorum yine sensizliğe
ruhum çığlıklar içindeyken bile
ben yine seni düşünüyorum seni diliyorum(devamı war arkadaslar)
[...]
ben o eşsiz ela gözlerini sevdim
gözlerin gözlerime değdiğinde
içimde yanan alevi…
bir ateş bir güneş gibi
yakmanı sevdim…
seni diledim hep gecelerce
sen yoksan o güneşin ne anlamı var dedim
bekledim…
kapkaranlık gözlerinde kaybolmayı bekledim
bazen kızgın bir aşık
bazen herşeyini bana adamış bir sevgili
benimdin…
bir ellerin
bir gün kara toprağım olsan da
yinede hep benimdin…
Güneş senle sakin, sen gidince yakar,
Kalbimdeki boşluk senin özleminle dolar,
Allahtan tek bir isteğim var,
Sen hep benimle kal…
Dünya sen olunca canlı,
Seninle birlikte olmak, çok heyecanlı,
Sensin hayatımın tek anlamı,
Sen hep benimle kal…